anasayfa iletişim  
  Üyelik İşlemleri
Şifremi unuttum
Üye Olmak İstiyorum
  E-Bülten Kayıt
  E-Bülten listesine kayıt yaptırmak için e-posta adresinizi giriniz...
 
  Hamilelik
Vejetaryen Hamileler
Hazımsızlık ve Şişkinlik
Bitki Çayları ve Şifalı Otlar
Sütün Önemi
İdeal Öğün Örnekleri
Almamız Gereken Vitamin & Mineraller
Aşermek
9 Ay Boyunca Yenmemesi Önerilenler
Mide Bulantısını Önlemenin Yolları
Hamilelikte Beslenmenin Önemi
Mutlaka Hergün Yememiz Gerekenler
Olması Gereken Kilo Alımı
Nasıl Beslenmeliyiz?
Hamilelikte Testler!
Düşük Hakkındaki Son Haberler
Hamilelikte Dikkat Etmeniz Gerekenler
Hamileliğin Zorlu İlk Üç Ayı
Hamilelik
Düşük Hakkındaki Son Haberler

Hangi anne adayları düşük riski altında, düşüğe neden olan etkenler nelerdir? Anne olmaya hazırlanan ve bunun heyecanını taşıyan anne adaylarının korkulu rüyası düşük hakkında artık çok daha

Dokuz haftalık ultrason sonucunda düşük yaptığını öğrenen Ayşen Toprak, umutsuzca bir yanıt arıyordu. 30 yaşındaki anne adayı, “Tek istediğim, çocuğumu neden kaybettiğimi öğrenmekti,” diyor ve ekliyor: “Yediğim ya da içtiğim bir şey yüzünden miydi, hamileliğim sırasında yaptığım yanlış bir şey yüzünden mi? Yoksa sadece bir şanssızlıktan mı ibaretti?” Ne yazık ki kimse (ne doktorları, ne internette araştırma yaptığı web siteleri) ona tatmin edici bir yanıt verebilmişti. “Tekrar hamile kaldığımda, doğum kontrol haplarına devam ediyordum ve ilk üç aylık dönemimi yeniden yaşamaya kesinlikle hazır değildim.” Neyse ki her şey yolunda gitti ve kızı Ayşegül sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi.

Resmi olarak, bilinen gebeliklerin yüzde 15’i düşükle son buluyor, yani yirminci haftadan önce hamilelik sonlanıyor. Ancak uzmanlar, gerçek sayının yüzde 50 olduğu görüşünde, çünkü kimi zaman erken düşükler, daha kadın hamile olduğunu anlayamadan gerçekleşiyor. Üstelik neredeyse herkes, yaşı, sağlığı ve önceki başarılı hamilelik hikayelerine bağlı olmaksızın, düşük riski taşıyor. Ne yazık ki düşüğe karşı bir aşı ya da direnç oluşturmak için herhangi bir yol yok. Ayrıca düşük o kadar sık karşılaşılan bir durum ki doktorların çoğu bir kadın üst üste iki kere düşük yapmadığı sürece hastayı değerlendirmeye bile almıyor.

Yine de hem kadınlar hem de doktorlar haklı olarak düşük ve düşüğü tetikleyen nedenler hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak istiyor. İşte size, düşükle ilgili son araştırmaların şaşkınlık verici sonuçları…

ORTAK NEDENLER
Genel olarak, hamileliğin düşükle son bulması tek seferlik bir trajedidir; sadece yüzde 2’den daha az oranda kadın birden fazla düşük geçirir. Düşüklerin yüzde 80’i, fetüsteki kromozoma bağlı tesadüfî bir anormallikten kaynaklanır. En büyük risk taşıyan grup 35 yaş üzerindeki anne adaylarıdır, çünkü kadının yaşı arttıkça, yumurtalarında hasar olma ihtimali de artar.

Fetüsteki kromozoma bağlı anormalliklerin ötesinde, annedeki kimi sağlık sorunları da düşüğe yol açabilir. Örneğin şeker hastası olan annelerin damarlarında yüksek oranda bulunan glikoz düşüğe neden olabilir. Bu yüzden hamile kalmaya çalışan şeker hastalarının bu denemelerinden üç ay öncesinden başlayarak sağlıklı insülin seviyelerinde olmalarına dikkat etmek gerekir.

İnsülin seviyelerini yükselten bir başka rahatsızlık polikistik over sendromu da düşüğü tetikleyen nedenlerden biri olabilir. Anormal tiroit değerleri de bir başka suçludur. Tiroit sorunları yaşayan kadınlar, özellikle de tiroit ilaçları kullananlar, hamilelikleri sırasında kanlarındaki hormon seviyelerini düzenli olarak kontrol ettirmelidir. Araştırmalar, genetik olarak yüksek tiroit seviyeleri olan kadınların bebeklerini kaybetme risklerinin üç kat daha fazla olduğunu göstermiştir.

Vücudun bakteri ve virüsler başta olmak üzere yabancı maddelere karşı olan savunma sistemini sağlayan antikorlar, bazen bilinmeyen bir nedenle bireyin kendi proteinlerini mücadele edilmesi gereken maddeler olarak görür ve bunları da etkisiz hale getirmeye çalışırlar. Bu hastalıklardan birisi olan antifosfolipid sendrom da bir başka düşük nedeni olarak sayılabilir, özellikle de ikinci üç ayda. (Yapılan testler sonucunda bir kadının kanında bu antikorlara rastlanırsa, doktoru anne adayına bir kan inceltici ya da düşük dozda aspirin yazarak düşük riskini azaltmaya çalışabilir.) Bir başka düşük riski nedeni olan “şekil bozukluğu olan rahim” de genellikle ameliyat ile düzeltilebilir.

Düşüğe neden olan diğer nedenler hala tartışmalı. Bazı doktorlar, menstural dönemin ikinci yarısında yükselen ve rahmi fetüse hazırlayan progesteron hormonunu yeteri kadar üretmeyen kadınların düşük yapabileceğini savunuyor. Ancak progesteron periyodik olarak, belli bir dönemde yükseldiğinden, sorunu kan testi ile tespit etmek işe yaramıyor.

Uzmanlar ayrıca bağışıklık sisteminin embriyoya saldırıp saldırmadığı konusunda da kesin bir sonuca ulaşabilmiş değil. Kimi düşük geçiren kadınlarda doğal katil hücrelere rastlanıyor. Ancak bu hücreler, yeni doğum yapmış kadınlarda da görülebiliyor, dolayısıyla uzmanlar bu hücrelerin etkilerini de tam olarak çözebilmiş değil.

Sonuç olarak araştırmacılar geleneksel teorileri yeniden gözden geçiriyor. Örneğin çoğu fibroid’lerin (rahimdeki iyi huylu büyümeler) payına düşen rol üzerinde ikinci kez düşünme eğilimindeler. Eskiden büyük fibroid’ler en büyük problem olarak kabul edilirken, son çalışmalar çoğunun hamilelik sırasında büyümediğini; aksine fibroid’lerin üçte birinin küçüldüğünü gösteriyor. Ancak ender olarak rastlanan, rahmin hemen altında büyüyen ve submukozal fibroid adı verilen bir tip fibroid’in düşük riskini arttırdığı da biliniyor.

EN YENİ TEORİLER
Yapılan en son araştırmalarda, bilim insanları hamileliğe son veren diğer ilginç bağlantıları araştırıyor.

• Kafein. Yapılan son araştırmalara göre günlük 200 mg ve daha fazla kafein tüketen kadınlarda düşük riski iki katına çıkıyor. Ancak bazı diğer araştırmalar, 350 mg’a kadar kafeinin olumsuz bir etkisinin olmadığı yönünde… Anlaşılan kafein konusunda henüz kesin bir sonuca ulaşılabilmiş değil. Bunun en büyük nedeni araştırmaların kadınların aylar boyunca ne yiyip içtikleri hakkındaki (hata yapma ihtimali yüksek) hafızalarına dayanılarak yapılması… Her şeye rağmen, daha sağlıklı sonuçlara ulaşılana kadar anne adaylarının kafein tüketimlerini günlük 200 mg’in altında tutmalarında fayda var.

 Ağrı kesiciler. Yapılan araştırmalara göre aspirin ya da ibuprofen almak hamileliğin ilk dönemlerinde düşük riskini iki katına çıkarıyor. Bebek ana rahmine düştüğünde ya da birkaç hafta içinde ağrı kesici kullanan kadınlar en yüksek düşük yapma riskine sahip. Bebeğin ana rahminde tutunmasını engelleyen ağrı kesicilerden tamamen farklı şekillerde çalışan acetaminophen’lerin ise probleme yol açmadıkları tespit edilmiş.

• Obezite. Yıllar önce doğum bozuklukları üzerinde çalışan uzmanlar obezitenin hamilelikte bir risk faktörü olduğunu ilan ettiler, çünkü obez kadınların düşük riskinin çok daha fazla olduğunu saptamışlardı. Uzmanlar aradaki bağlantının nedenini çözememiş olsalar da, pek çok obez kadının insülin direncine sahip olduğuna da dikkat çekmekteydiler. Bilinen gerçekler şunlar: Kadınların hamilelik sırasında doğru ve iyi beslenmeleri gerekiyor, ancak hamile kalmadan önce kilo vermelerinde ve sonrasında da sağlıklı bir şekilde beslenmelerinde çok büyük fayda var.

• Folit asit (Folat). Yaklaşık 1500 İsveçli kadın ile yapılan bir araştırma, en düşük folik asit seviyelerine sahip kadınların düşük riskinin yüzde 50 arttığını gösteriyor. Araştırmacılar bir B vitamini olan folik asit’in hücrelerin düzgün büyümesi ve embriyonun gelişimi için çok önemli olduğunu vurguluyor. Anne adayları, tavsiye edilen günlük folik asit miktarını, vitamini hapı olarak ya da folik asit yönünden zengin gıdalarla kolaylıkla sağlayabilir.

 Enfeksiyon. Suçiçeğine neden olan varicella, kızamığa neden olan rubella ve AIDS’e neden olan HIV de dahil olmak üzere pek çok viral enfeksiyon düşüklerin sorumlusu olarak gösteriliyor. Belli bakteriler de suçlu olarak gösterilebilir. Avusturya’da yapılan bir araştırma, bakteriyel vaginosis’in (bakteriyel vajinal akıntı) ikinci üç ayda düşük riskini ikiye katladığını gösteriyor. Ancak bakteriyel vajinal akıntının düşüklerin daha sık görüldüğü birinci üç ayda etkisi henüz araştırılmamış. ABD’de bakteriyel akıntı belirtileri göstermeyen kadınlar genellikle teste tabi tutulmuyor, ancak bu test bir süre sonra her kadına uygulanmaya başlayabilir gibi görünüyor. Çünkü genital enfeksiyonların rutin olarak taranması, ilk üç ayın sonu ile ikinci üç ayın başında görülen düşüklerde azalmaya neden oluyor. En son olarak, listeria monositogenes isimli bakterinin bulunduğu yiyeceklerin yenmesi sonucunda oluşan bakteriyel bir enfeksiyon olan listeriosis’in de düşüğe neden olabildiğini söyleyelim. Bu nedenle hamile kadınları az pişmiş etlerden, şarküteri ürünlerinden, pastörize edilmemiş süt ürünlerinden ve füme deniz ürünlerinden uzak durmaları gerekiyor. 

 
  Bebek
0-12 Ay Arası Beslenmeyle İlgili Önemli Notlar
Emzirmenin Bebeğe Yararları
Emzirme Masajları
Anne Sütünün Önemi
  Doğum
Emziren Annenin Beslenmesi
Suyun Önemi
Emzirme İle İlgili Bilmemiz Gerekenler
Göğüslerde Yaşanan Değişiklikler / Süt Üretimi
  Sağlık
Yaza Özel Mönü
İshal
Seyahatte Beslenme
Yazın Beslenme
  Anket
Sizce doğum için en uygun mevsim ne zamandır?